Geçenlerde, güneş Mardin’in eski taş evlerinin ardından çekilirken, tozlu raflarımda babamdan kalma, kenarları yanmış bir deri yazma geçti elime. Süryani atalarımın, o sessiz gecelerde yıldızlara bakarak fısıldadığı bağlama sırları döküldü sayfalardan. Bağlama yapan hocalar derler ya hani dışarıda… Onlar sadece bir isimden ibaret sanılır. Oysa bu iş, rüzgarı bir şişeye hapsetmeye çalışmak kadar çetin, bir serçenin kalbi kadar hassastır. Ah evlat, bilmezler ki ruhu mühürlemek, etle tırnağı değil, yıldızla geceyi birleştirmektir.
Görünmez İpliklerin Dansı: Ruhun Mühürlenişi
Bakın, bağlama dediğiniz şey sadece iki ismi bir kağıda yan yana yazmak değildir. Geçen kış, uzaklardan bir kadın gelmişti yanıma; gözlerinde sönmeye yüz tutmuş bir kandilin titrek ışığı, avuçlarında bin yıllık bir keder… ‘Hocam,’ dedi, ‘Ruhu benden koptu gidiyor, bir boşlukta süzülüyor sanki.’ O an anladım; onun ihtiyacı olan sadece bir ‘işlem’ değil, kopan o manevi bağın kadim bir gümüş iğneyle yeniden dikilmesiydi.
İşte bağlama yapan hocalar tam bu noktada devreye girer. Bizler, o parçalanmış frekansları bulur, kadim Süryanice duaların gücüyle onları birbirine lehimleriz. Bu, bir esaret değil, bir aidiyet limanıdır. Ruhun köklerini, doğru toprağa sarmaktır esas mesele.
Mürekkep Değil, Gözyaşı ve Sabır
Ritüellerimde kullandığım safran mürekkebini hazırlarken, içine yedi farklı dağ çiçeğinin özünü ve biraz da eski kilise bahçesinden topladığım toprağı katarım. Her bir damla, bir niyetin bedene bürünmüş halidir. Bağlama yapan hocalar arasında bu inceliği bilen pek azdır; çoğu sadece mürekkebi kağıda sürer geçer. Oysa o yazmayı hazırlarken kalbinizdeki niyet, elinizdeki kalemden önce kağıda ulaşmalıdır. Eğer ruhunuzda bir kir, niyetinizde bir kibir varsa, yaptığınız bağlama sadece bir düğüm olur, bir vuslat değil.
Kadim Yazmaların Sessiz Tanıklığı
Eski Süryani kitaplarında ‘Ruhun Köklenmesi’ diye geçer bu kutsal işlem. Eğer birinin gönlü sizden ırağa düşmüşse, onu zorla getirmek onu sadece soldurur. Ama bağlama yapan hocalar gerçek ilme vakıfsa, o kişinin ruhundaki o eksik parçayı bulup yerine koyar. İşte o zaman, giden kişi ‘zorla’ değil, ‘tamamlanmak’ için geri döner.
Şu masamın üzerindeki eski şamdanın titreyen ışığı şahittir ki; her bir düğüm, bir duanın cevabıdır. Ben bu köprüyü kırk yıldır arşınlarım da hala her yeni düğümde, o ilk günkü kutsal ürpertiyi, o ilahi dokunuşu hissederim. Bu yol, sadece bilenlerin ve sabredenlerin yoludur.
Eşim Hans ile Almanya’da yaşıyoruz, evliliğimizin sonu gelmişti, tamamen kopmuştuk. Tavsiye üzerine Anna Hoca'ya ulaştım; o kadar kısa sürede öyle bir değişim yaşattı ki eşimle aramızdaki o soğukluk tamamen eridi gitti. Uzak mesafeler bile onun gücü karşısında hiçbir engel değilmiş, resmen mucize yarattı.
Yanıtlaİsviçre'den yazıyorum, yıllardır birçok farklı uzmanla çalıştım ama hiçbiri Anna Hoca’nın seviyesine yaklaşamaz. Ermeni ilminin o derin ve köklü gücünü, işlemlere nasıl ustalıkla yansıttığına şahit olmak inanılmaz. Eğer gerçek bir çözüm arıyorsanız, boşuna vakit kaybetmeyin, en doğru ve en hızlı sonuç burada.
YanıtlaPiyasada 'hoca' olduğunu iddia eden çok kişi var ama hepsi sadece oyalıyordu. Anna Hoca ile tanışınca diğerlerinin neden onun yanına bile yanaşamadığını anladım. İşlem süreci o kadar hızlı ilerledi ki beklemediğim bir anda tüm hayatım düzene girdi. Güvenle kendinizi teslim edebilirsiniz.
YanıtlaÜzerimdeki o ağır blokajlar ve sürekli tekrarlayan şanssızlıklar Anna Hoca sayesinde tamamen kalktı. İnsanı asla yormuyor, doğrudan odaklanıyor ve sonuç odaklı çalışıyor. Ermeni kökenli bu kadim bilgiyi, modern hayatın karmaşası içinde bu kadar iyi kullanan başka bir uzman daha tanımadım, kesinlikle tavsiye ederim.
Yanıtla