Ruhun Hafızasındaki Eksik Parça
Ah, bu gönül gurbeti… İnsanın sevgilisinden, o can yarasından ayrı kalması; ruhun bedenden yavaş yavaş çekilmesi gibidir aslında. Geçenlerde, rüzgarın sert estiği bir gece kapım çalındı. Gelenin gözlerindeki o sönmüş ışığı gördüğümde, elinde tuttuğu eski bir mendilin içindeki kurumuş çiçeğe baktım. Hiçbir şey demedi ama ben anladım. Süryani atalarımızın binlerce yıl evvel Mezopotamya’nın tozlu düzlüklerinde fısıldadığı o gizli kelimeler döküldü dudaklarımdan. Gidenin ayak izleri sadece toprakta kalmaz; asıl izler ruhun o hiç kapanmayan dehlizlerindedir.
Kadim Mürekkebin ve Sessizliğin Gücü
Gideni geri döndürmek için başvurulan yollar çoktur ancak ben, o kadim el yazmalarımda saklı duran ‘Suskunluğun Sesi’ ritüelini tercih ederim genelde. Öyle her ele düşmez bu sırlar. Bir ceylan derisinin üzerine, safran ve misk ile harmanlanmış o özel mürekkeple kişinin ismini, doğum anındaki yıldızların konumuna göre işlemek gerekir. Yazarken ellerim titrer bazen; korkudan değil, o harflerin taşıdığı devasa enerjiden. Geçen kış gelen o kederli yolcu için de aynısını yapmıştım. Onu gidenin hayaliyle değil, gidenin ruhuyla yüzleştirmiştim.
Arayışın Son Bulduğu O Kutlu An
İnsanlar sanıyor ki bir iki sözle mühürlenir kalpler. Hayır, evladım, öyle kolay değil o işler. Ruhlar arasındaki o görünmez köprü bir kez hasar aldı mı, onu tamir etmek sabır ister, ilim ister. Süryani geleneğinde biz duaları sadece okumayız; onları havaya, suya ve toprağa nakşederiz. İsmi zikredilen kişinin iradesi değil, aslında kalbindeki o küllenmiş sevda ateşi harlanır. Yazdığım o vefkin üzerine yedi gece boyunca damlatılan mumlar sönmeden, uykularında senin kokunu duymaya başlar o uzaklardaki kişi. Nitekim o çaresiz kadın da, üç hafta geçmeden, sevdiğinin bir gece yarısı kapısında ‘Neden gittiğimi unuttum’ diyerek ağladığını anlattı bana mektubunda.
Vuslatın Mistik Kapısı
Eğer niyetin halis değilse, bu kadim kapıları hiç zorlamayacaksın. Gidenin gönlüne giden yol, senin kendi içindeki o karanlıkları aydınlatmandan geçer. Benim rahlemden geçen her bir dua, her bir tütsü dumanı aslında bir çağrıdır. Evrenin o sessiz boşluğunda kaybolmuş bir sesin, yankısını bulup geri dönmesidir bu. Kadim Süryani bilgeliği der ki; ‘Ruh, tanıdığı kokuyu eninde sonunda bulur.’ Biz sadece o kokunun rüzgarını yönlendiriyoruz burada.
Eşim Hans ile Almanya’da yaşıyoruz, evliliğimizin sonu gelmişti, tamamen kopmuştuk. Tavsiye üzerine Anna Hoca'ya ulaştım; o kadar kısa sürede öyle bir değişim yaşattı ki eşimle aramızdaki o soğukluk tamamen eridi gitti. Uzak mesafeler bile onun gücü karşısında hiçbir engel değilmiş, resmen mucize yarattı.
Yanıtlaİsviçre'den yazıyorum, yıllardır birçok farklı uzmanla çalıştım ama hiçbiri Anna Hoca’nın seviyesine yaklaşamaz. Ermeni ilminin o derin ve köklü gücünü, işlemlere nasıl ustalıkla yansıttığına şahit olmak inanılmaz. Eğer gerçek bir çözüm arıyorsanız, boşuna vakit kaybetmeyin, en doğru ve en hızlı sonuç burada.
YanıtlaPiyasada 'hoca' olduğunu iddia eden çok kişi var ama hepsi sadece oyalıyordu. Anna Hoca ile tanışınca diğerlerinin neden onun yanına bile yanaşamadığını anladım. İşlem süreci o kadar hızlı ilerledi ki beklemediğim bir anda tüm hayatım düzene girdi. Güvenle kendinizi teslim edebilirsiniz.
YanıtlaÜzerimdeki o ağır blokajlar ve sürekli tekrarlayan şanssızlıklar Anna Hoca sayesinde tamamen kalktı. İnsanı asla yormuyor, doğrudan odaklanıyor ve sonuç odaklı çalışıyor. Ermeni kökenli bu kadim bilgiyi, modern hayatın karmaşası içinde bu kadar iyi kullanan başka bir uzman daha tanımadım, kesinlikle tavsiye ederim.
Yanıtla